Friday, December 12, 2008

Dostoyevskiye mektuplar part 1


















-Dostoyevskiye mektuplar Bölüm 1

Sevgili Dostum Goethe ,

Mektubunu daha yeni almış bulunmaktayım . Yıllar önce atmış olduğun mektubu , bazı aksilikler sebebiyle henüz okuma şerefine nail olabildim . Biliyorum , bazı şeyler için geç oldu ama yine de hiç bir şey için o kadar da geç değildir diyerekten cevabımı yollayayım istedim . Yazmış olduğun yazıları okudum. Çok heyecanlandım . Umarım bu geçen zaman içerisinde devamını getirmişsindir. Seninle güzel işler başaracağımıza can-ı gönülden inanıyorum. Ben gece gündüz yazıyorum. Uyurken bile ne yazacağımı düşünüyorum. Öykülerimde kullandığım karakterleri daha gerçekçi kılabilmek için bazen onlar gibi yaşıyorum . Bir gün öyle bir gün böyleyim yani . Dışardan bakan insanlar benim hala ne yaptığıma karar verebilmiş değiller. Bir gün tam bir beyefendi gibi sokaklarda gezerken diğer gün bir berduşt gibi sokakları kolaçan ediyor , halkın nabzını tutuyorum . Sahip olduğum bir kaç dostum da bu sebeple benden gitgide uzaklaşıyor , bana artık bir yabancı gibi geliyorlardı . O yüzden sabit arkadaşlarım senin dışında yok diyebiliriz . Seninle yıllardan beri süregelen çok sıkı bir dostluğumuz olduğunu biliyorum . Ama bu çok gezmeler ve farklı karakterleri okuyucularıma yansıtabilmek için farklı bir yaşam tarzı seçmem senle olan iletişimimde bazı aksaklıklara sebebiyet vermiş bulunuyor . Bunun farkına vararaktan zaten bu mektubumu yolluyorum . Çok farklı incelemelerde bulunmak için de sürekli geziyorum . Dur durak bilmez bir seyyah oldum adeta . Seyir defteri bile yazıyorum bir taraftan . Bu bitmek tükenmek bilmez yolculuğumda kendime yeni yol arkadaşları ediniyorum ve farklı farklı insanlarla muhatap olma şansını buluyorum . Mektubumla birlikte benden geçen sene istemiş olduğun parayı gönderiyorum . Sakın yanlış anlama, para istedin diye mektubuna geç cevap vermiş değilim.

Biliyorsun bizim aramızda paranın lafı olmaz , bir gün sen borç verirsin bir gün ben borç veririm . Bu konularda kafan karışmasın yani. Neler yapıyorsun , okulun nasıl gidiyor?
Hala aynı yerde mi oturuyorsun ? . Beni çok merakta bırakmaman dileklerimle . kadim dostun , dostoyevski


Sevgili Dostum Dostoyevski ,

Mektubuma cevap hiç gelmeyecek sanmıştım oysa ki. Bilemezsin mektubun beni ne kadar sevindirdi . Hiç anlatamam. Sen çok iyi bir insansın . Senin gibi arkadaşım olduğu için çok şanslıyım . Ama yanlış anlamanı istemem mektubunla birlikte yolladğın paranın mutlu olmamla hiç alakası yok. Sadece cevap alabildiğime sevindim. Yoksa tabi ki de para hiç önemli değil bizim için. Bilirsin işte . Görüşmeyeli çok şey değişti dostum. Merakta kalma hepsini bir bir yazmaya çalışacağım vakit kaldıkça . İlk öncelikle geçen edebiyatçılarla birlikte Sofya'ya yapmış olduğumuz geziden bahsetmeliyim. Sofya Akademisi'nde okuyan bir arkadaşın yanına ziyarete gittik. Sofyada edebiyatçılar konferansı olduğu için , konaklamaya paramız yetmeyeceğinden arkadaşın yanına gitmeye karar verdik. Arkadaş da çok eskiden beri tanıdığım iyi bir insandır . Kendisini gerçekten çok severim . Neyse işte , atladık trene sofyanın yolunu tuttuk. Giderken uyuyup kalmamak için çokça kahve içip ayakta kalmaya çalıştık. Gözlerimiz kan çanağına dönüşmüştü. Canımız sıkılmasın diye de satranç,poker,tavla ne varsa yanımızda oynadık. oyunlardan sıkılınca da acayip acayip geyikler çevirir olduk. bir an ben ne yapıyorum ya dedim ama sonra aldırmazdan gelip anın tadını çıkarmaya baktım . her zaman çalışmak olmuyor dedim , birazcık eğlenmek benim de hakkım diyerekten tüm oyunlara katıldım. pokerde herkesin parasını aldım, sonra geri verdim , yalandan restler çektim , 2 tane papazla yok yere blöf yapıp ortalığı karıştırdım . satrançta rok bile yaptım . hatta rok yaptığımı gören bir arkadaş
beni hayretler içerisinde izledi ve bu hareketimden sonra kendisinin de dünya çapında turnuvalara katıldığından bahsetti . çok iyi bir satranç oyuncusu olduğunu belirtti .dünya çapında dereceleri bile varmış. bana çok iyi oynuyorsun bu oyun bitsin bir de benle oynarmısın dedi , tabiki de dedim ben de iddialı bir şekilde. Sonra bir de onunla oynadık.
beni çoban matı yaptı. yenildim ama ezilmedim en azından .bir daha da satranç oynamadım ama. tavlada 2 mars bir düz yaptım . abi sen her oyunu oynayabiliyorsun helal valla dediler. tebrikleri kabul ettim. boş beleş muhabbetler bitince
işimize dönelim dedik biraz da . herkes kendi yazdığı şeyleri millete dağıtıyordu. böylece herkesin diğerlerinin kaleminin nasıl olduğu hakkında bir fikir sahibi olması sağlanıyordu. çok yararlı olduğunu düşünüyorum . Ben diğer yazılan yazıları
okudum. gerçekten çok sağlam alt yapısı olan yazılardı . çok beğendiğimi belirttim hepsine teker teker onlar da benim yazımın pek te iyi olmadığını söyleyince moralim bozuldu . ama sonra hemen unuttum. hiç bir soğuma olmadı. sabaha karşı sofyaya vardık .simitçiden simit alıp yedik . karnımızın açlığı bastırdı en azından. daha sonra kalacağımız eve gittik . ev çok dağınık ve pis bir yerdi. sofyanın kenar mahallelerinin birinde gayet kötüce bir evdi. bütün eşyalar salona yığılmıştı
kalacak yer yoktu. daha sonra el birliğiyle eve çeki düzen verdik. düzelttikten sonra kahvaltımızı yapıp biraz
kestirdik.yolculuğun yorgunluğunu çıkardıktan sonra tekrar yazmaya ve fikir alışverişleri yapmaya başladık. çok sofistike bir ortam oluşmuştu açıkçası. bu da herkesin hoşuna gidiyordu. akşam olunca üstümüzü başımızı giyinip dışarıda bir yerlerde yemeğimizi yedikten sonra konferansın olacağı yere gittik . yaklaşık 2 saat süren konferans da bizim açımızdan çok faydalı oldu. çok şey öğrendik. kendimizi geliştirdik. benim en çok hoşuma giden şey ise yıllardır yanlız diye yazdığım kelimenin aslında yalnız olduğuydu. çok şaşırdım ama öğrendiğime de çok sevindim. bundan sonra öykülerimde kullanırım diye düşündüm. Konferanstan sonra eve gittik . biraz daha muhabbet ettikten sonra uyuduk . sabah ilk trenle tekrar eve döndük. dönüş yolculuğu da çok iyi geçti. çok eğlendik . eve gittim eşyalarımı yerleştirdikten sonra biraz uzanayım dedim. bizim meymenetsiz suratlı kiracımız olan peluşka hanım kapıyı hızlıca çaldı. " ne var " dedim . " kirayı ne zaman vermeyi düşünüyorsun goethe ? " dedi . ismimi söylerken bir ima yaptığını farkettim . en nefret ettiğim şeydi ismimle dalga geçilmesi .bu ismi bana babam koymuştu . o yüzden çok seviyordum . dalga geçenlerle de hep kavga ederim. sen desen senin bile ağzını burnunu kırarım sevgili dostum dostoyevski . bu arada daktilom bozulmuş ne yazık ki . bu talihsiz olay yüzünden yazılarımı yazamıyorum. kağıt kalemle yazmak biliyorsun ki bizler için değil . biz sonuçta çok iyi işler başarmayı isteyen insanlarız . en iyi şartlarda yazmamız gerekir. bir de kağıtlarım bitmiş. 2 top a4 aldım , hemencecik bitmiş. çok yazmaktan olacak, hiç kağıt dayanmıyor inanırmısın. mektubunla birlikte 1000 peso gönderirsen bu biricik arkadaşını çok sevindirirsin. ayrıca kirayı da kaç aydır geciktiriyorum , petruşka hanım bu sefer canımı okur vermezsem . evden atarım diye söylenip duruyor zaten. bu kadının laflarını duymak çok ağırıma gidiyor dostum . nasıl bir dert sana anlatamam .Bir ara buraya gel de satrançta aklını alayım . hadi görüşmek üzere , iyi yazmalar ... göteburglu dostun goethe


Sevgili dostum Goethe ,

Mektubunu aldığıma çok sevindim . Sofya konferansına katılmayı ben de çok isterdim fakat hiç çağıran olmadı . Neyse şimdi o konulara girmek istemiyorum . Yazdığın yazıları ben de görmek isterim . Ben de sürekli yazıyorum ama yazdıklarımı gösterecek pek kimse bulamıyorum burada .bir edebiyatçı grubum olmadığı için çok üzülüyorum . tek başına yapmak gerçekten de çok zor dostum . hem de nasıl zor bilemezsin. hiç fikir alışverişi yapabilecek kimsem yok . Yazılarımı sana da yolluyorum , bir de sen göstersen benim yazılarımı edebiyatçı arkadaşlarına , belki bir faydası dokunur . Gösterirsen çok sevinirim . Matruşkaya da selam söyle . kadim dostun dostoyevski .

Sevgili dostum Dostoyevski ,

Bizim burada gerçekten de çok güzel bir ortam var . Yazmaya çok müsait. Yazmaktan zerre çakmayan en idiot insan bile burda şair olur çıkar yeminlen . O kadar iyi yani . Bir yayın şirketiyle anlaştık arkadaşlarla beraber , çok iyi para kırıyoruz anlayacağın . Ama yine de maaşları henüz vermediler . Mektubunla birlikte para da gönderceksin diye umaraktan bir heyecanla açtım fakat para koymayı unuttun heralde . Canın sağolsun , ama geciktirmezsen sevinirim . hoşçakal , dostun goethe

Sevgili dostum Goethe ,

Sana mektubumla birlikte yazılarımı yolluyorum o halde . Benim yazılarımı da göster yayın şirketine . belki ben de çok iyi paralar kırarım hiç belli olmaz . ilkokulda kompozisyonlarım hep 5 ti yani. düşün artık . en yakın zamanda yazman dileklerimle , dostoyevski


sevgili dostum dostoyevski ,



Mektubunu aldığıma çok sevindim . Sık sık haberleşmemiz iyi oluyor. bağlantıyı koparmamak lazım tabii ki . Ama hala yollayacağın parayı göremedik .Sayende evden de atıldım kaç aydır parasız geziyorum . arkadaşımın ufacık evinde resmen bir besleme gibi yaşıyorum artık .yiyecek yemek bulamayıp köpeğin yediklerine ortak oluyorum . geçen köpekle atıştık bacağımdan ısırdı , ben de tavayla kafasına vurdum hafif bayıldı sonra kendine gelmesi için uğraştım , ayıldı , sonra tekrar ısırdı . bu sefer birşey yapmadım hayvandır yazıktır dedim bir hayvansever olaraktan.yiyeceklerine de bi daha dokunmadım . arkadaşımın artıklarını yemeye başladım . ama artık alıştım gibi , hiç birisi bana koymuyor . adeta yetim gibi oldum . şu kardeşine acıyacağını umarcasına bu mektubu yazıyorum. biliyorum sen yufka yüreklisin beni kırmazsın . öpüyorum kocaman sevgili dostun goethe





sevgili dostum goethe ,

mektubumla birlikte yollamış olduğum yazılardan hiç bahsetmiyorsun bakıyorum , kaçtır bir şey demiyim diyorum fakat , hiç o konulara girmiyorsun bile .hiç düşünmüyorsun bu adam ne yer ne içer parası varmı. direk para istiyorsun yüzsüzce. senin bu yaptığına ne denir biliyormusun. resmen adilik denir şerefsizlik denir. sen hep kendini düşünüyorsun . hiç etraftakilere bakmıyorsun bile bunlar ne yapıyor acaba diye. hep bana hep bana diyorsun . ben daha burda kendimi zor geçindiriyorum . geçen boğazda arkadaşlarla yemeğe çıktık 10000 peso hesap gelince durun ben öderim deme gafletinde bulundum .hay demez olaydım.bütün kıyıda köşede birikmiş neyim varsa uçtu gitti. iyi ki bulunduğum işyerinin sahibi tanıdık ta bana borç verdi . geri ödemeye gidince de lafımı olur ayıbediyorsun dedi , çok duygulandım .moskovada yaşam gerçekten zor . burda hayat pahalı. ekmek 10 peso olmuş. ekmeğe para dayanmıyor. zaten açlıktan
kendimi ekmeğe vuruyordum . artk onu da yapamıyorum . kurufasülyeciye gidip orda bi kuruyla bi ton ekmek yer oldıum. bana bir gün yetiyor . ama geceleri çok rahatsız oluyorum. midemi bozdum çok fena halde.


sevgili dostum dostoyevski ,

mektubunu aldığıma ne kadar sevindim bilemezsin . bilemezsin çünkü hiç sevinmedim , hatta asabım bile bozuldu. senin kadar iki yüzlü , adi bir adama daha rastlamadım ben hayatımda. çok çıkarcı bir adammışsın meğer . 2 pesonun lafını yapar olmuşsun. sen eskiden böyle değildin . her istediğimde borç verirdin. şimdi mırın kırın
eder olduğun yetmezmiş gibi dravdan hikayeler uydurarak beni de yemeye çalışıyorsun. anlamadım sanma. ben senin ciğerini biliriim oğlum. sen orda paraya para demiyorsundur , fakat bana koklatmamak için numara yapıyorsun . anlamadım mı sandın. ne oldu zoruna gitti dimi. anlarım ben . para yollamayacaksan yollamıyorum de.
böyle ucuz numaralara girişme . senin gibi kişiliği oturmuş efendi bir adama hiç yakışmıyor. bilirsin seni ne kadar çok sevdiğimi. seninle ne günler yaşadık bir hatırlasana . ufakken taso alırdık , cipslerin içinden çıkardı ben senin tasolarını hep alırdım sonra tekrar sana satardım , aldığım paralarla da cips alıp yerdim , içinden
taso da çıkardı . keyfime bakardım. tam bir enayi olduğunu hiç söylemedim heralde . çok iyi bir insansın ama. senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilemiyorum. yolladığın yazıları da yayın evine yolladım çok heyecanlandılar en yakın zamanda senle görüşmek istiyorlar , hadi yine iyisin..


sevgili dostum goethe ,

senin ne kadar iyi bir insan olduğunu daha önce defalarca söylememe rağmen tekrar belirtmemde fayda olduğunu düşünüyorum . gerçekten çok kral adamsın .mektubumla birlikte ihtiyacın olan parayı gönderiyorum . kendine iyi bakman dileklerimle


sevgili dostum dostoyevski ,

ya tabi hemen yayın evine verdim deyince sazan gibi atladın dimi ,halbusi vermedim yayınevine falan. ne vericem be senin o dandik yazılarını , burdaki ufak çocuklar eve gelince okuyorm hep beraber gülüyoruz. daha fazla yaz. elimdekiler bitiyor. mahallenin çocukları tepeme binmesin daha yokmu diye sonra. en yakın zamanda yazılarını bekliyorum . hoşçakal ..


sevgili dostum goethe ,

Böyle söyledikçe kırıcı oluyorsun ama eski dostum . Ben sana kardeşim dedim , beni yarı yolda bırakmaz dedim senin gelip yaptığın şeylere bak. Hem yardım etmediğin gibi üstüne bir de benimle alay ediyorsun . Sana hiç yakıştıramadım cidden böyle şeyleri . Burda havalar çok soğuk . Kalın kabanımı geçen sokakta yatarken birisi üstümden almış gitmiş . Bu soğuk memlekette donuyorum kardeşim . Yardımlarını bekliyorum . hoşçakal


sevgili dostum dostoyevski ,

Böyle söyledikçe içim parçalandı . Bunun üzerine hemen bankadan bir miktar para çekip mektubumla birlikte sana yolladım. Ayrıca bir sürprizim daha var. Tren bileti de içinde . Atla gel hemen berline . BUrda hava da fena değil hem . Seni yazar dostlarımla tanıştırırım. Ayrıca yayınevine de gideriz . Yazılarını biriktir gel . Geleceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum . dostun goethe

sevgili dostum goethe ,

Mektubuna çok sevindim . Sen de olmasan burada soğuktan ve açlıktan ölücektim inanırmısın . Burda eski yıkık dökük bir bina buldum. Onun bodrumu fazla soğuk geçirmiyor. Orada kalıyorum. Bir de bir kaç mumla baya idare ediyorum . Çokça yazı yazıyorm. Artık sabah akşam elimden kalem düşmüyor . Yemiyorum içmiyorum yazıyorum , ama keyfimden yemeyip içmiyorum , param yok çünkü mecburum yani . Geçen bir bayanla tanıştım gazete almaya giderken ... Çok hoş bir bayandı. Konuşmaya çalıştım ama anladığım kadarıyla dilimizi bilmiyordu. Büyük ihtimalle finlandiyalı falandı . Ama ingilizce biliyordur heralde diye düşündüm ve de yazılarımın yanında ingilizce de çalışmaya başladım . Özel bir hoca tuttum burda ingiliz kendisi , çok iyi öğretiyor. sana da tavsiye ederim . gelirken beraber gelicez zaten sen de örenirsin üç beş bişeyler.
hadi görüşmek üzere ... dostoyevski

Sevgili dostum dostoyevski ,

Haline çok acıyorum açıkçası , bir an önce gelmeni istiyorum kardeşim . Ben de ingilizce öğrenmek istiyordum ne zamandır ama param olmadığı için kursa falan da yazılamadım. Hocayı da yanında getirirsen çok iyi olur valla . Ben de burda fakülteden yeni bir bayanla tanıştım. Kendisi gazeteciymiş. Benim de gazeteciliğe merakım vardır diye
sallayıveriverdim . Onun da çok hoşuna gitti. Çok dikkatini çektim. Sonra bana gazetede çalışırmısın diye sordu ben de memnuniyetle güzel bayan dedim . Gülüştük . ondan sonra gazetede makale yazmaya başladım . Benim sayemde tirajların birden bire çok yükseldğini söylediler. " ee ne sandınız " dedim , yine gülüştük. anlayacağın çok eğlenceli bir ortama girdim . hem para kazanıyorum hem ünlü oluyorum hem de hiç canım sıkılmıyor burada. hocalık yaptığım fakültedeki öğren
cilerim de çok zeki çok yaratıcı insanlar. onlardan da iyi bir yazar çıkacağına canı gönülden inanıyorum . bazılarıyla şimdiden anlaştık bile . kendi bünyeme alıcam bazı öğrencilerimi . onlarla çok iyi işler yaparız bundan eminim. seni de onların başına koymayı düşünüyorum . tecrübelerinden onlara aktaraacağın çok şey
olduğuna inanıyorum . öğrencilerime senden bahsettim hepsi çok heyecanlandı . şimdiden onlara ufak ufak işler verip ısındırmak istiyorum .üç beş satır da olsa işlerinin dergilerde bi yerlerde çıkmasını istiyorum . böylelikle onları da şevklendirmiş oluruz diye düşünüyorum .. en yakın zmanda mektubunu bkliyorum
goethe

sevgili dostum goethe ,

mektubunu dört gözle bekledim . bizim postacı schnuffel postayı hep geç getiriyor . postaları neden bu kadar geç getiriyor ben de anlamadım . çok gerizekalı bi insan kendisi . halbusi almanları severim ama rusyadaki almanlar biraz garip açıkçası . bir an önce oraya gelmek istiyorum. ama önce burada ki işlerimi bitirmeliym dostum
şu sana bahsettiğim bayan vardı ya . finlandiyalı falan değilmiş . buralıymş. ama utandığım için konuşamadım dedi. çok heyecanlanmış . ben de öyle deyince birden heyecanlandım . sonra sakinleştim ama sonra ingilizceyi boşu boşuna mı 12 aydır öğreniyorm diye de kendi kendime kızdım.

1 comment:

vin said...

oha lan yarıldım abi bu ne :D kjahdkahdaksuhdlduhflskdjf