Friday, December 12, 2008

Dravdan kolombus









Dravdan Kolombus


Bu yazımda kaleme alacağım olay geçen senenin yazında başımdan geçen çok ama çok enterasan bir hikayedir. Geçen sene ispanyaya yapmış olduğum bir ziyaretimde bir kaç kaptan arkadaşla yapmış olduğum görüşmelerimde yeni ticaret yolları için açık denizlere açılma planları olduğu doğrultusunda görüşler vardı . Bu fikir benim de dikkatimi çekmiş ve kaptan arkadaşlara benim de bu maceralı yolculuğa katılıp katılamayacağımı sormuştum . Onlar da benim bu heyecanımı görmüşlerse de , gidecekleri gemi de ancak mürettebata yetecek kadar filika ve yiyecek içecek olduğunu söyleyerek benim bu şairane teklifimi büyük bir incelikle geri çevirmişlerdi. Bense özgürlükler ülkesini (?) görmek için can atıyor hatta ve hatta o yolculuğa çıkmazsam yaşamanın bir önemi kalmayacağını düşünüyordum. Ne yapıp edip o yolculuğa çıkmalıydım .

Geminin kalkacağı günden bir hafta önce iskelede yaptığım keşif gezilerinde ufak tefek bir kaç ipucu yakalıyor , yanımda taşıdığım not defterime notlar alıyor ve eve gidince büyük bir titizlikle bunları temize geçiriyordum. Temize geçirmemin ne gibi bir faydası olacağını da hiç düşünmeyerek o anki heyecanla ne yaptığımı bilmeyişime verdim bu hareketimi. Zaten daha sonra temize geçirdiğim notları da floransaya yapmış olduğum bir gezide parkta unutmuştum .Daha sonra da temize geçirdiğim notları hiç hatırlamamış hatta hatırladığımda da hiç telaşa bile kapılmamıştım. Geminin kalkışından iki gün önce iskelenin yakınlarındaki bir cafede gemiyle gidecek olan bir kaç mürettebata rast geldim . Yanı başımda oturmuşlar yapacakları gezi hakkında hararetli bir şekilde tartışıyorlardı . Ben de istemeden kulak misafiri oldum. İlerleyen dakikalarda ise isteye isteye , kendimi tamamen vererek onları dinlemeye koyuldum . Yavaş yavaş onlara yaklaşarak nerden girsem de ben de muhabbete ortak olsam diye düşündüm. Daha sonra baktım olacak gibi değil , hepsine birer kahve söyleyerek masalarına büyük bir rahatlıkla oturdum . Kahve ısmarladığımı öğrenince ikisi de bana karşı büyük bir sempati beslediler . Ben de bu samimiyeti gemi konusuna taşımak istediysem de onlar ben geldikten sonra hep havadan sudan saçma sapan konulardan muhabbet ederek benimle bir samimiyet kurma çabası içerisine girdiler. Ben bir anda ikisinden de tiksindim . Tam dört saat süren sıkıcı
muhabbetlerine katlanarak eninde sonunda konuyu gemi işine getirmeyi başarabildim . " kaç basıyo abi ?" dedim. İkisi de şaşkın bir şekilde birbirlerine daha sonra aşağılayıcı bir şekilde de bana doğru baktılar . Ben hiç etkilenmedim .








Ben de gitmek istiyorum bi yolunu bulabilirmisiz diye sordum. İkisi de kara kara düşündüler ve içlerinden birisi açık gözlülük yapmaya kalkışarak , " tamam o zaman seninle bir oyun oynayalım ve kazanan gitsin " dedi. Kazanamayan nolucak peki diye sordum. "500 peso" diye kesin ve net bir cevap verdi . Başımla onayladım . İkisinin de yüzü hemen güldü . Cebinden hızlıca oyun kartlarını çıkardı . " Bi hile yok dimi "diye sordum. Hiç cevap bile vermedi . Kartları dağıtmaya başladı. İki kart bana aldı iki kart da kendisine . Kartlarımı elimle gizleyerek baktım . İki papaz. Bu oyun büyük ihtimalle bende diye düşündüm . Ortaya kartlar açıldı. işime yarayan tek bir kart bile çıkmadı . Eller açıldı . Kaybetmiştim . Cebimden 500 pesoyu büyük bir öfkeyle çıkarıp adama uzattım. Daha sonra hemen ceketimi alıp evime doğru büyük bir üzüntü ve sinir içerisinde gittim . Hem gemiye binemeyecektim hem de üstüne bir de zaten az olan paramı kaptırmıştım .

Geminin kalkmasına bir gün kala aklıma çok dahiyane bir fikir geldi ve gece çökünce şehre büyük bir gizlilikle geminin olduğu iskeleye geldim . Bekçilerin uyuduğunu farkederek hemen gizli bir şekilde gemiye atladım ve alt katlarda bir yerlere saklandım.

Gemi hareket etmeye başladığında daha yeni yeni uyanıyordum . Saklandığım mahzen gibi yerin ufak penceresinden dışarıya baktığımda heyecanlı kalabalığın gemidekilere el salladığını gördüm. Artık geri dönüşü yok diye düşündüm . Bana 500 pesoya patladıysa da istediğim şeye ulaştığım için mutluydum . Hemen yanı başımda bulunan yiyeceklerden bir kaç atıştırıp tekrar dinlenmeye ve bir yandan da yazılar yazmaya koyuldum . Başımdan geçenleri gün be gün yazmak istiyordum . Böyle bir macerayı herkes dinlemek ister diye düşündüm .

Günler geçtikçe canımın sıkıntısı artıyor , koskoca mavilikler içerisinde kendimi yapayalnız hissediyordum . Pişman olmaya yavaş yavaş başlamışken mahzenin kapısının zorlandığını duydum . Hemen köşedeki varillerin arkasına saklanarak kendimi gizlemeye çalıştım . İçeriye yüzlerini tam olarak seçemediğim iki kişi girdi .Görünüşlerine bakılırsa ikisi de güvertede çalışan mürettebatlardandı . Kendi aralarında fısıldaşarak bir şeyler konuşuyorlardı. Duymak istediysem de ikisinin de sesini dalgaların da etkisiyle duyamadım . Bir süre konuştuktan sonra masanın başına geçip bir şeyler okumaya koyuldular .
Sonra sıkıldıkları her hallerinden belli adamlar notları orada öylece bırakarak çıktılar . Benim ise içimi büyük bir merak kaplamıştı .







Hemen saklandığım yerden seyirterek masaya doğru sessiz adımlarla ilerledim. Bir tomar kağıdı yerinden alıp tekrar birisi gelir de görür diye eski yerime geçtim. Küçük lumbuzun tam altında olduğum için karanlık mahzenin tek ışık alan yerinde duruyordum ve burada yazılarımı kolaylıkla okuyabiliyordum . Yazılarımı okumaya koyulmuşken bir anda tekrar kapı açıldı ve o iki adam masanın üzerindeki notları aramaya başladılar. Aramaya başladılar dediysem iki saniye üstün körü bakıp sanki hiç önemli bir şey değilmişçesine tekrar işlerine koyulmak için güverteye çıktılar . Ben de yazıların tamamını okumak için notlara geri döndüm …Aynen şunlar yazıyordu..

“ Bir kaptanın seyir defteri

16 aralık 1502.

Bugün yolculuğun ilk günü . İspanyadan başladığımız bu gezide , yeni ticaret yolları ve yeni yerler keşfetme amacı içerisindeyiz . Devletten büyük bir destek alamasakta mahalle arasında bir dayanışma yaparak bütün masraflarımızı çıkarmış bulunuyoruz. Ancak toplamış olduğumuz destek bize sadece 2 ay yeteceğinden bu zaman zarfı içerisinde yolculuğumuzu tamamlayıp tekrar İspanyaya dönmemiz gerekmektedir . Şimdiden yolumuz açık olsun diyorum.

17 aralık 1502

İlk iki gün içerisinde epeyce yol aldık . En azından artık İspanya kıyılarını görmüyoruz.

18 aralık 1503

Üçüncü güne geldiğimizde gemide büyük bir dayanışma ve beraberliğin olması beni duygulandırdı . Herkes tüm enerjisini işine vererek çalışıyor, herşey tıkırında gidiyordu .Geçen gece tüm mürettebat toplanıp felekten bir gece çaldık . Denizden topladığımız balıkları mangalda pişirerek , bu gurbet ellerde kendimizi evimizde gibi hissettik . Gece sonunda bazı duygulanıp ağlayanlar , ben annemi özledim diyenler de olmadı değil . Yine de güzel bir geceydi.




19 aralık 1503

Bugün biraz lodos vardı . Gemimiz gitmekte biraz güçlük çeksede tam kadro çalışıp yolumuzdan sapmadık . Herşeyin yolunda devam etmesi gerçekten de sevindirici . Fakat gecenin tek üzen olayı , serinlemek için denize atlayan bir miço soğuk sularda dalgalara kapılıp gitti . Olsun yine de canımızı sıkmıyoruz, herşey yolunda . Bugün yine felekten bir gece çalalım ızgara balık yapalım , büyük de rakı açarız yanında dedim . Kimsenin hoşuna gitmedi . Arkadaşımız öldü senin düşündüğün şeylere bak diye beni azarladılar. Ben de hemen koşa koşa odama çıktım . Uzun süre ağladım . Birisi kapıyı çaldı , açsana abi dedi bişey sorucaz valla bak aç bi , dedi. Ben hiç oralı bile olmadım . Yastığa bastırarak gece boyunca ağladım .

20 Aralık 1503.

Dün gece kapımı çalan ve bana bir şey sorucam diyen arkadaş gerçekten de çok önemli bir şey sorucakmış. Çünkü uzaklarda bir gemi görmüş ve nerenin gemisi olduğunu çıkaramamış .Belki korsan gemisidir diye de bütün ışıkları kapatıp sessizce yol almışlar . Tayfamın kaliteli olması beni çok duygulandırdı. Hepsiyle gurur duyuyorum. Teker teker hepsini tebrik ettim ve yapmış olduğum hareket yüzünden hepsinden özür diledim

21 aralık 1503

5. güne geldiğimizde hava daha da güzelleşmiş deniz çarşaf gibi olmuştu. Yolculuğumuz gayet güzel gidiyordu . Yemeklerimizi de tasarruflu bir biçimde harcamaya özen gösteriyorduk . Bugün yapmış olduğum konuşmada hepsine teker teker bu özverilerinden dolayı teşekkür ettim ve böyle giderse erzağımızın bize iki değil de dört ay yetebileceğini söyledim. Kimse tepki göstermedi. Ben de işime geri döndüm. Kaptan köşküne çıktığımda miçonun birinin dümene oturduğunu görünce çok şaşırdım .Orada ne yaptığını sordum . Abi çok merak ettim çok özendim biraz kullanayım mı dedi . Azarladım ve hemen görev yerine dönmesini söyledim . Boynu önde kaptan köşkünden çıktı.

22 Aralık 1503

Günler ilerledikçe bu yorucu ve uzun yolculuğa daha da alışıyorduk. Artık bütün sıkıntıların üstesinden gelebilecek bir dayanışma içerisindeydik ve herkes mutluydu. Sadece geçen azarlamış olduğum miçonun intihar ettiği haberini aldım. Biraz da olsa gemi de bişeyler ters gitmeye başladığı için bir huzursuzluk hissettim. Hemen bu kötü havayı dağıtmak için mürettebata güzel yemeklerden verdim ve güzelce karınlarına doyurmalarına izin verdim . Benim bu cömertliğim herkesin hoşuna gitmişti . Aradaki buzlar erimişti.

23 Aralık 1503

Gemide huzuru sağlamıştım fakat bu sefer de erzakta büyük ölçüde azalma meydana gelmişti . 4 ay yetecek dediğim erzak şimdiden 2 aya tekrar geri inmişti . Bunu kimseye söylemedim ama canımın sıkkın olduğunu anlayan birkaç kişi gelip neyim olduğumu sordu. Ben de biraz hasta olduğumu bu sert havaların heralde beni biraz çarpmış olacağından falan bahsettim. Yemediler. Ama yine de bir şey söylemedim

24 Aralık 1503

Bir haftayı geçen yolculuğumuzda kararlı bir şekilde ilerledik. Tüm olumsuz şeylere rağmen . Mürettebat çalışmasını aksatmadan tam kapasite çalıştı . Güzel bir gündü . Martılar falan … Ekmek attım birkaç , havada kaptılar .

25 Aralık 1503

Bugün hava biraz bozdu . Azgın dalgalar yavaş yavaş yüzünü göstermişti. Biz de okyanusta olduğumuzu bu sayede yeni yeni anladık . Yeni tedbirler üreterek sağlıklı bir şekilde yolumuza devam etmek için çabaladık .

26 aralık 1503 .

Bugün bir köpek balığı gördüm. Bu çok enterasan bir duyguydu tabikii de . İçimi bir korku kapladı . Ama bu gemiye bir şey yapamayacağını düşündükten sonra da kendimi güvende hissettim .

27 aralık 1503

Geçen gördüğüm köpekbalığını bizim tayfadan birkaç kendini bilmez kişiler mahzende bulunan büyük ağlarla yakalamışlar. Akşam ziyafet olduğunu söyleyince hepsine çok kızdım. Neden kızdığımı sorunca da , yakalamış olduğunuz hayvanın türünün tükenme sorunuyla karşı karşıya olduğunu o yüzden de geri bırakmanız gerekmekte olduğunu söyledim . Hepsi şaşkın bir şekilde bana bakarak . Bunlardan milyonlarca olduğunu ve türünün tükenmesi gibi bir şeyin söz konusu bile olmadığını söylediler . Zaten ben de neden öyle bir şey söylediğimi anlayamadım . Gece büyük bir ziyafet vardı . Keyifler tekrar yerine geldi .Eski günlere dönüş oldu . Yine birkaç ağlayan kişiler oldu. Onları yatıştırdım.

28 Aralık 1503

Daha iki hafta bile geçmemişti fakat yine de erzağımızın çok azaldığını fark ettim . Yine de kimseyi telaşa düşürmemeye çalışarak bol bol dağıtıyordum . Herkes mutluydu.

29 aralık 1503 .

Bugün çok farklı bir şey olmadı , sıradan bir gündü . Sadece bir korsan gemisi yaklaştı . Herkes korkuyla beklerken , gemi iyice yanaşarak bu tarafa ipler salladılar . Daha sonra korsan gemisinin kaptanı gelerek bizden ateş istedi . Ben de zippomla sigarasını yaktım . Çok teşekkür etti. Bir çay içseydiniz dedim . Yok ya çok işim var sağol yine de dedi ve gitti.

30 aralık 1503

Bugün ise çok farklı ve enterasan bir olayla karşılaştım . İspanya bandıralı birkaç balıkçı gemisi yanımızdan geçti . Çok şaşırdık . Bir anlam da veremedik . Araştırmalarımıza başladık. Burada , açık denizde ne işleri vardı acaba .

1 kasım 1503

Araştırmaya sürekli devam ettik . Henüz bir bulguya rastlayamadık . Ama yine de yılmadan çalışmalarımızı sürdürdük. Bu işin peşini bırakmamakta ısrarcıydık

2 Kasım 1503

Artık bizim için hayati bir mesele haline geldi . Kesinkes bulmalıydık . Ne pahasına olursa olsun bu işin peşini bırakmamak gerek. Bugün öğlen saatlerinde bir toplantı yaptık . Hiçbir karar çıkmadı . Üstüne bir de kavga çıktı . Kavgayı yatıştırayım derken ben de dayak yedim .Bir daha toplantı yapmama kararı aldık .

3 Kasım 1503

Artık yavaş yavaş cepheleşmeler oluştu gemi içerisinde. Muhtelif sesler yükselmeye başladı . Bu hayra alamet değil .

4 Kasım 1503

Sonuna kadar sürdürmekte kararlı olduğumuz şeyin ne olduğunu hala bulamadık . Ben artık pes ettim zaten. O kadar da merak etmiyorum artık . Gemiyi artık 3 kısıma ayırdık . Araları da kum torbalarıyla ayırdık . Böyle saçma sapan bir şey olamaz. Fakat 3 grup ta birbirleriyle anlaşmakta zorluklar yaşamakta . Bu sorunu çözmem gerektiğini düşündüm. Bir şey bulamadım , ben de gruplardan birine katıldım. Beni hiç beğenmediler , görüşlerime saygı göstermediler . Ben de başka bir gruba geçtim , orda da çok pis dövdüler . Sen başka gruptan geldin diye. O halde ben de kendi grubumu kendim açarım dedim . Grup açtım iddia ediyorum bu gruba katılmak isteyen 500.000 kişi bulurum dedim. Herkes bana artık deli gözüyle bakıyor. Zaten geminin nüfusu 100 ü geçmiyor dediler. Ben de artık kendime deli gözüyle bakıyorum. Grubuma da kimse katılmadı zaten. Tek kişilik grup olmaz diyerek bütün grupları dağıttım. Tek çatı altında topladım .

5 kasım 1503

Gemideki bütünlük tekrar bozuldu. Bu sefer 2 gruba ayrıldılar . En azından bir grup gitti diye sevindim . Fakat bu sevinmemin kaynağını ben de anlayamadım .

6 Kasım 1503

Gün geçmiyor ki gemide ki sorunlar bitsin . Ben daha önce hiç bu kadar sorunlu insanla aynı gemiye binmemiştim . İnsan uzun yolculuğa çıkarken yanındakileri iyi seçmeliymiş . Acı bir tecrübe oldu bu buna.

7 Kasım 1503

Hayata karşı soğudum . Artık bohem takılıyorum . Gemiyi de kaptanlığı da çok boşladım . Kendi halinde gidiyoruz artık . Yapacak bişey yok. Ben bu gemiyi kontrol edemiyorum artık .

8 Kasım 1503


Gemi kullanmasını benden başka bilen hiç kimse yokmuş . Beni döve döve gemi kullanmaya zorladılar. Ben de sürmek zorunda kaldım .

9 Kasım 1503

Gemi kullanmak gerçekten de çok güzel bir şeymiş . Hayata karşı daha olumlu bir tutum içerisindeyim artık . İçim içime sığmıyor. Böyle giderse birkaç haftaya gitmek istediğimiz yere ayak basarız.

10 kasım 1503

Bugün radyodan aldığımız habere göre Atatürk ölmüş . Çok üzüldük. Fakat içimizden birisi biz ispanyoluz neden üzüldük ki şimdi dedi. Ben de bir cevap veremedim . Öyle enterasan bir gündü.

11 kasım 1503

Bir ispanyol balıkçı teknesi tekrar yanımızdan geçti. Bu sefer dümeni üstüne kırarak bu işin üstüne gitmeye karar verdim . Yanlarına geldiğimizde , bir merdiven uzatarak yukarı çıkmalarını istedim . Bir çay ikram ettim . Muhabbet ettik . Abi sizin açık denizlerde ne işiniz var diye sordum . O da bana ters ters baktı. Bir anlam veremedim . Bir müddet bir sessizlik oldu. Sonra söze ilk başlayan ispanyol balıkçısı oldu. Ekmek parası abi dedi. Birazdan eve gidicez. Bugün de hava biraz kötü dedi. Ben ne dediğini anlamadım. Bu sefer ben ters ters baktım. Ve istemeye istemeye o ölümcül soruyu sordum. “Biz nerdeyiz ki ?” . “ İspanya kıyılarının en fazla 500 metre açıklarındayız. Neden sordun ki bunu şimdi . Sizin yolculuk nereye ?”.

Bu cevabı aldıktan sonra dünyam bi anda karardı . Haftalardır zar zor dayanarak kat ettiğimiz yol sadece 500 metreymiş . Erzağımız da azalıyor. Kasabaya geri dönmemiz söz konusu bile değil . Bizi orada linç ederler . Devlet de 2 haftada 500 metre gittiğimizi öğrenirse bizi astırtır . Artık tek çare yola devam etmek.

12 Kasım 1503

İspanyol balıkçısını da güç bela ikna ederek bizimle gelmesini sağladım . Artık bize o rehberlik ediyordu. Haftalarca kat ettiğimiz 500 metreyi onun sayesinde 1 saat içerisinde geçebiliyoruz artık.

13 Kasım 1503

Balıkçının dediğine göre 100 km yol gitmişiz . Bence bu bir günlük için gayet güzel bir rakalm. Böyle giderse 10 günde 1000 km yol almış oluruz .





14 Kasım 1503

Balıkçının aramıza katılmasıyla ortam bir anda değişti. O kıvrak zekasıyla hem daha hızlı yol almamızı sağlıyor , hem de ince esprileriyle gemideki herkesi güldürüyordu . Bugün balık tuttu bolca , gece afiyetle yedik . Bu sefer balıkçı ağladı ben evimi özledim diye. Kimse yatıştırmadı bile.

15 kasım 1503

Balıkçı artık çok sıkıldığını geri dönmek istediğini söyledi . Ben de ona bunu nasıl yapmayı düşündüğünü sordum. Bir cevabı yokmuş , sustu . İşine devam etti.

16 Kasım 1503

Artık erzak konusunda da sıkıntı yaşamayacaktık . Çünkü balıkçı çok rahatlıkla balık avlayabiliyor , herkesin karnının doymasını sağlıyordu . Bize gerekli olan sadece tatlı suydu. O yüzden onu biraz tasarruflu kullanıyorduk . Geçen balıkçının suyu bolca içtiğini gördüm , yabancı diye bir şey de diyemedim. İçime de atmayayım buraya yazıyım istedim.

17 Kasım 1503

Bir ayı aşkın yolculuğumuzda balıkçıdan önce ve balıkçıdan sonra diye adlandırabileceğimiz iki dönem vardı gemide . Balıkçıdan önce haftalar boyunca sadece 500 mt. Yol alırken , balıkçıdan sonra ise 1 haftada tam 700 km yol aldık . Aslında bi daha düşününce arada pek te fark yokmuş. Demek ki o anki heyecanla bana fazla geldi.










18 Kasım 1503

Bugün pek enterasan bir olay olmadı . Balıkçıyla poker oynadık , 200 peso kaybettim .

19 Kasım 1503

Bugün de pek farklı değildi . Yine 200 peso kaybettim. Moralim çok bozuk , o yüzden fazla yazamayacağım . Ama yarın kesin kazanıcam . Şansım dönecek , eminim . Hissediyorum . Ben altıncı hissime güvenirim.

20 Kasım 1503

Büyük bir yenilgi daha aldım . Bu sefer 1000 peso kaybettim . Sinirlendikçe bahsi artırrdım ve daha fazla kaybettim . Şans yok napıyım.

21 Kasım 1503

Artık hile yapmaya karar vermiştim . Hile yaptım , yemedi . Bi güzel de dayak yedim herkesten .

22 Kasım 1503

Gemide poker turnuvaları düzenlemeye karar verdik . Ben ilk turdan elendim. Ama izlemesi daha zevkli olsun.

23 Kasım 1503

Herkes işi gücü bırakmış poker oynuyor . Anlamıyorum bunları ya , nasıl böyle şeylerle vakit kaybedebiliyorlar , oysa ki işimiz gücümüz var burda .

24 Kasım 1503

Çok ağladım yakardım , beni turnuvaya tekrar aldılar . İlk oturduğum masada iyi bir para da kazandım . Şansım döndü .

25 Kasım 1503

Yağmur yağdı bugün , bütün kartlar ıslandı . Poker turnuvası olumsuz hava şartları yüzünden iptal edildi . Haftaya ertelenmiş. Kart var sanki , haftaya da olmaz bence bizi oyalıyolar .





26 Kasım 1503

Mahzeni biraz kurcaladıktan sonra çokça satranç takımı bulduk . Bilmiyorum dedi kimse. Kimlerle aynı gemideyim diye şöyle bir kendime sorduktan sonra ben de bilmediğimi farkettim . Ve takımları geriye ait olduğu yere koydum . Çürüyecek orda zavallıcıklar . Satranç güzel oyun halbuki.

27 Kasım 1503

Bugün tekrar bir toplantı yaptık . Boş zamanlarımızda oynamak için herkes ne oynanabilir , onu söyledi . Güzel fikirler çıktı . İsim şehir oynayalım dedim , kimse kaale bile almadı .

28 Kasım 1503

Yeni oynadığımız oyun baya bi zevkliydi . Oyunun adını tam olarak hatırlayamadım ama öğrenince buraya da yazacağım.

29 Kasım 1503

Artık kimseye söylememeye gayret etsem de suyumuz bitmişti . Bundan sonra ne yapacağımızı ben de bilmiyorum . Sonumuz kötü gibi gözüküyor ama .

21 kasım 1503

Su yerine diğer içeceklerimizi yavaş yavaş içme kararı aldık .İspanyol balıkçı bile mecbur olduğundan dolayı bu karara saygı gösterdi . Bugün baktım , hiç bişey içmedi . Boğazında kalır yemekler , bişeyler iç dedim . Yine içmedi. Çok iyi adam bu balıkçı ya , iyi ki yanımıza almışız.


1 Şubat 1504

Oynadığımız oyunlar da artık canımızı sıkmaya başladı . Yeni bir toplantı yaptık . Kimsenin aklına yeni bir oyun gelmedi. Biz de eski oyunları oynamaya devam ettik.

2 şubat 1504

Böyle giderse birkaç haftaya adaya ayak basacağımızı söyledi , balıkçı . Dedikleri eğer doğruysa bu çok iyi bir haberdi .Basacağımız yerde en azından su ve yiyecek depolarız.

3 şubat 1504

Bugün çok şiddetli bir fırtınaya uğradık . Gemi az kaldı alabora oluyordu. Mürettebatın üstün gayreti sonucu hiçbir şey olmadan atlattık.

4 Şubat 1504

Fırtına tüm hızıyla sürdü. Azgın dalgalarla uğraşmaktan yorulduk . Ama yine de hayatta kalmak için bunları atlatmak zorundaydık.

5 Şubat 1504

Bugün hava çok sakindi . Biraz dinlenme fırsatımız oldu, bazıları oyunlar oynarken bazıları da çok yorulmuş olacaklar ki baya bi uyudular. Uyuyanlara bıyık falan çizdiler . Yüzlerini boyadılar . Bi de videoya çektiler . Hiç hoşlaşmadığımı belirttim . Sonra iki bardak alıp birinden diğerine su boşaltma şakasını yaptım

6 Şubat 1504

Şakaya maruz kalanlar gemide afiş olmuşlardı . Herkes onlarla dalga geçti . Kimin yaptığını sordular . Kimse söylemez diye düşündüm . Hiç de düşündüğüm gibi olmadı . Temiz bir dayak yedim. Olsun yine de mutluydum.

7 Şubat 1504

Yolculuğumuz tüm hızıyla devam ederken , gemide de olaylar eksik olmuyordu . Böyle eğlenceli insanlarla bir arada yolculuk yapmak gerçekten de çok güzel bir şey. Bu gemiyi gerçekten sevmeye başladım

8 Şubat 1504

Yine fırtına çıktı . Yine herkes çok çabaladı . Gemide hasar yok . Sadece mahzeni biraz su basmış . Herkes kovalarla çalıştığı için suları boşalttık .Yolumuza aynen devam ediyoruz.

9 Şubat 1504

Geçenki su baskınında iki kişinin boğulduğu haberini aldım . Çok üzüldüm . Bugün biraz moralim bozuk gibi takıldım . Herkes gelip beni teselli etmeye çalıştı . Bir anda gemide popüler insan oldum . İçin için güldüm.

10 şubat 1504

Bugün de moralim bozuk gibi takılmak istedim . Ama bu sefer kimse yemedi . Beni aşağıladılar . En azından dayak yemedim . Günü kurtardım.

11 Şubat 1504

Diğer içeceklerimiz de bitime doğru yaklaştı . Artık dişimizi sıkmamız gerekecek . Bir gün su içen diğer gün su içmesin kararını aldık . Ama bugün baktım herkes su içti . Nası bi karar alma ve uygulama anlayışları var hala kavrayamadım .

12 Şubat 1504

Gemide tekrar olumsuz havalar esmeye başladı . Her gün içecek içenleri köşeye teker teker çekip konuştum . Herkesin önünde rencide etmek istemediğimden. Sırf iyi niyetimden yani . Ama onlar ne yaptı .Herkes içiyo ya banane dedi. Biraz daha sabretmem gerek diye düşündüm .

13 Şubat 1504

Ben de artık her gün içecek içmeye başladım . Bana herkes kızdı . Sen dün içtin bugün içemezsin dediler. Ben de sesimi çıkaramadım . Halbuki dün de içmemiştim . Dilim damağım kurudu. Ama katlanmak gerek.

14 şubat 1504

Gemide neler olup bitiyor , artık ben akıl sır erdiremedim . Bugün sevgililer günü olması nedeniyle herkes ikili takılmaya başladı . Ben böyle bir ortamda daha fazla duramam artık . Midem kaldırmıyor.

15 Şubat 1504

Geçen yakışıklı bir çalışan yanıma gelip bana kur yaptı. Alnın ortasına yumruğumu geçirdim . Ama baya bi yakışıklıydı.

16 şubat 1504

Kara göründü sesiyle uyandım bu sabah . Dürbünü ben de aldım , baktım , hiçbir şey göremedim . Daha demin gördüm valla dedi . Gemide herkesi bi heyecan kapladı.

17 şubat 1504

Kara falan görmemiş bizi kerizlemiş . Çok sinirlendi herkes. Hadi dövelim dedim , kimse ilgilenmedi bile .Ben yapsam kesin döverdiniz dedim . Herkes işine devam etti.

18 şubat 1504

Bugün gerçekten de kara gözüktü . Herkes çok heyecanlandı . Marşlar , şarkılar söylendi . İçkilere de abandık . her şeyi bitirdik .

19 şubat 1504

Karaya vardığımızda ufacık bir kara parçası olduğunu fark ettik . Herkes çöktü . Ne yiyecek ne de içecek bir şeyimiz kaldı . Öylece kaldık ortada .

20 şubat 1504

Tekrar demir aldık ve yolumuza devam ettik. Hiçbir ilerleme kaydedemedik

21 şubat 1504

Böyle aç susuz ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum . Ama artık herkes umudu kesti. Son dualarını okuyor herkes.

22 Şubat 1504

Neyseki kara tekrar gözüktü . Bu sefer kimsenin sevinecek hali yoktu . Çünkü bir hayal kırıklığına daha katlanacak gücü yoktu kimsenin.

23 Şubat 1504

Bir iyi bir de kötü haberim var . Adayı gördük ve gerçekten de büyük bir ada. Fakat gemimiz geçen su almıştı ya hani. Çok büyük bir delik varmış oysaki . Ne kadar uğraştıysak ta olmadı . Gemi battı. Yüze yüze kıyıya ulaştık.

24 şubat 1504

Adaya ayak basmak çok enterasan bir duyguydu. Herkesi büyük bir sevinç kapladı . Fakat bu sevinç biraz buruk oldu . Çünkü artık gemi falan yoktu . Ama adaya ayak bastıktan sonra gerisini hallederiz diye düşündük. Bence de bir sorun yoktu. Her şey yolunda .

25 şubat 1504

Yaşayan bir türe henüz rastlayamadık . Neler dönüyor burada anlayamadım . Hemen yiyecek ve içecek için araştırmalara başladık . Su bulduk . Yemek henüz bulamadık.

26 şubat 1504

Bugün yiyecek bir şeyler bulduk . Avlanmış ta gelmiş bizim balıkçı . Balıkçıda olmasa ne yapardık bilemiyorum.

27 şubat 1504

Artık burada biraz dinlenip adada keşif yaparız diye düşündüm . Yemekler yendi ,sohbetler edildi . Her şey güzel geçti .

28 şubat 1504

Bugün adayı gezmeye koyulduk . Ada çok sık ağaçlarla kaplı . Güzel bir ada ama. Ada olduğunu da tam bilmiyoruz aslında . Büyük bir yer de olabilir . Görücez .


1 Mart 1504

Adaya bizden daha önce birileri daha gelmiş besbelli . Ateş yakılmış . Keşif gezisine devam ettik.

2 Mart 1504

Adada bizi dehşete düşüren bir şeyle karşılaştık . İnsan kemikleri bulduk . Heralde hayvanlar tarafından yenmiş diye düşündük.

3 Mart 1504

Yenilen insanların bizden önce çıkan keşif grubu olduğunu fark ettik . Giysilerini sağda solda bulduk . Portekizli gemicilermiş. Herkesi bir korku kapladı. Daha temkinli davranıyoruz . Savaş aletleri yapmaya başladık.

4 Mart 1504

Hiçbir savaş aleti yapmayı beceremedik . Biz de taşlarla sopalarla gezmeye başladık. Hiç yoktan iyidir.

5 Mart 1504

Yiyecek birkaç hayvan avladık . Afiyetle yedik . Hala bir köy veya kasabaya rastlayamadık.

6 Mart 1504

Tayfadan birisini kaplan yedi . Ama yine de güzel bir gündü . Eğlendik.

7 Mart 1504

Sayımızın git gide azaldığını fark ettim . Neden bu kadar azaldık ben de anlamadım . Yola çıkarken 100 kişiyken şimdi sadece 30 kişi kalmıştık . Böyle bir şeyi aklıma almadı.

8 Mart 1504

Kasaba gibi bir yere vardık . Fakat nasıl insanların yaşadığını bilmediğimiz için izlemeye almaya karar verdik. İnsanlar kızılderiliydi besbelli . Belki de yamyamlardı . Baya bir korktuk . Konuşmaya cesaret edemedik.

9 mart 1504

Bugün bizim balıkçı gidip konşmak istediğini söyledi. Her ne kadar karşı çıkmak istesem de gitti . Dillerini biliyormuş. Gayet de iyi anlaştı . En azından uzaktan öyle gördük .

10 mart 1504

Bekledik bekledik geri gelmedi . Noldu ben de anlamadım . Belki de orayı çok sevmiştir . Ama sevse bizi de çağırırdı .

11 mart 1504

Etrafta yaptığımız keşif gezilerinde bizim balıkçıyı midelerine indirdiklerini gördük . Dehşete kapıldık . Bir an önce buradan kaçmalıydık

12 Mart 1504

Hemen tekrar sahile indik. Ağaçlardan sallar yapmaya karar verdik.

13 mart 1504

Salın işe yaramayacağını büyük bir gemi yapmak gerektiğini fark ettik. Çalışmalara başladık.

14 Mart 1504

Çalışmalar tüm hızıyla devam etti.

15 Mart 1504

Fırtına çıktı , gemi uçtu gitti . Tekrardan başladık.

16 Mart 1504

Bu sefer işi bildiğimizden daha hızlı yapmaya başladık . Bi kaç güne biter .

17 mart 1504

Bugün gemi yaparken yamyamların geldiğini haber etti , nöbetçi . Hemen bir yerlere saklandık . Gelip uzun uzun yaptığımız şeye baktılar . Bir anlam veremezler diye düşündüm . Fakat iki kişi gemiyi yapmaya devam etti . Yaptılar gemiyi . Tamamen bitti. Fakat çok enterasan ki bizim balıkçı da aralarından çıktı . Balıkçı bize kazık atmıştı . Gemiyle beraber açıldılar gittiler .

18 mart 1504

Tekrar gemi yapmaya başladık . Bi kaç güne biter.

19 mart 1504

Bir yerini eksik yapmışız, yıktık baştan yapmaya başladık.

20 mart 1504

Bu sefer bitecek gibi , çok az kaldı.

21 mart 1504

Gemi bitti . Yola çıkmaya hazırız. Ama önce yanımıza erzak almamız gerekecek . Bazı arkadaşlarımız biz alırız dediler gittiler. Biz de beklemedeyiz.

22 mart 1504

Tüm gün boyunca bekledik . Kimse gelmedi . Bi tane ceylan geldi , onu da avladık yedik.

23 mart 1504 .

Hiç kimseler gelmedi . Artık beklemekten sıkıldık . B ikaç kişi daha yolladık.

24 Mart 1504

Onlar da gelmedi . Sayımız git gide azaldı . Topu topu 10 kişi kaldık . Artık herkes kendi hayatından şüphe etmeye başladı. Ben de öyle .

25 mart 1504

Bu sefer başka çaremiz kalmadı . 10 kişi hep birlikte gitmeye karar verdik . Nolucaksa hepimize olsun artık bu saatten sonra diye düşündük.

26 Mart 1504

Birkaç gittikten sonra arkadaşlarımızın hepsinin kemiklerini bulduk . Çok korktuk .Hemen kaçtık oradan. Gemiye atladık. Fakat kaçarken çok ses çıkarmış olacağız ki yamyamlar peşimize takıldılar . Kıl payı kurtulduk . Açık denizlerdeydik artık.

27 mart 1504

Yapmış olduğumuz geminin hiç te sağlam bir şey olmadığını fark ettik .Yavaş yavaş batmaya başladık . Ben de artık bu saatten sonra son duamı etmeye başladım . Yamyamlar karşıda oturmuş aç aslanlar gibi bizim batışımızı izlediler . Ben de bir şişe bulup içine yazdıklarımı koydum . Yazacağım son güne geldik artık . her şeye rağmen güzel bir yolculuk geçirdim . Farklıydı . Hayatta böyle bir macerayı yaşamadan ölenler de var . Ölüm er geç bizi de yakaladı ama , kaçış yok artık . Arkadaşlarımla son konuşmalarımı yaptım . Hepsiyle teker teker vedalaştım . Çok duygusal anlar yaşandı . Açlıktan ve susuzluktan bayılmak üzereydik . Tam bir saat boyunca böylece batmasını bekledik. Gemi tamamen batmamıştı .Tahtalara tutunarak su yüzeyinde yavaş yavaş ilerlemeye başladık . Son bir çaba işte . Yapmamak ta olmaz .


…

Bundan daha başka da bir nota rastlayamadım . Okuduklarımdan çok etkilenmiştim. İspanyaya geri döndüğümde hemen bunları birilerine göstermeliyim diye düşündüm . Önce en yakın arkadaşım sebastiana gösterdim . Hiç ilgilenmedi . Salakça notlar işte dedi . Çok şaşırdım . Başka bir arkadaşıma gösterdim . O da aynı tepkiyi verince bu insanları gerçekten de anlayamadım . Böyle enterasan bir olaya nasıl olur da ilgi göstermezlerdi . Hayatım boyunca gördüğüm en garip olaydı. Birkaç kişiye daha gösterdiysem de kimse kale almadı . Ben de bir yayıncıyla görüşme kararı aldım . Randevu aldım . Bir ay sonraya randevu bekledi . Çok sinirlendim . Başka bir yayın şirketiyle görüştüm . Onlar da iki aya randevu verdi . İlk görüştüğümü bekledim . Bir ay sonra gittiğim de önce notlara bir göz attılar ve daha sonra hiçbir tepki göstermeden önüme attılar . Bizimle dalgamı geçiyorsunuz gibisinden bir bakış attı . Hayır anlamında başımı salladım . Böyle bir şeyle işimiz olmaz gibisinden başını iki yana salladı . Ben de olur olur çok enterasan bir şey bence bu gibisinden başımı yukarı aşağı salladım . O da tekrar hayır anlamında başını sağa sola salladı. Ben evet anlamında başımı sallayacakken , yerinden kalkıp bana iki tane geçirdi . Ben de hemen oradan kaçtım …




Fin

No comments: