evden çıktım tek başıma
otobüse binerken
yavaş adımlarla.
yaşlı bir adam oturmuştu yanıma.
ilk kez gördüğüm
ama çok tanıdık gelen.
çok samimi bir ifadesi vardı
yüzündeki kırışıklıklar
onu daha bi sevimli gösteriyordu
ceketinin cebinden
bişeyler çıkardı
anlam veremediğim
bi kaç kağıt parçasıydı
daha sonra
tekrar yerine koydu onları
derin bir off çekti.
o tarafla ilgilenmiyormuşçasına
camdan
dışarıyı sokağı
insanları
binaları arabaları
kedileri
seyrediyormuşum gibi yaptım.
gerçekten de seyrediyordum oysa ki.
elimdeki çantayı görmüş olacak ki.
okuyormusun evladım dedi.
birden izlediğim manzaradan ayrılarak
yaşlı amcaya döndüm
evet amca dedim
sormadan cevapladım
okulumu da söyledim
bölümümü de
kaçıncı sınıf olduğumu da
resim bölümü hakkında sorulabilecek
olası bütün soruları da cevapladım.
herşeye cevap verdim.
sorulacak neredeyse hiç bişey kalmamıştı.
yaşlı amca bana baktı
gülümsedi.
bişeyler diyecekmişçesine
dudakları kıpırdadı.
kelimeleri görüyordum ben oysa ki
çıkmaya hazırlanan.
ama ağzını kapatmasıyla kelimeler de
kayboldu.
kulaklarından çıktı okuyamadıığım kelimeler.
otobüsün içine yayıldı
insanların elbiselerine yapıştı bazıları
bazılar açık camdan
açık havaya karıştı.
ilerde belki
çok ilerde
benim gibi birisi bu otobüse binerse
belki otobüs koltuğuna yapışmış kelimeleri okuyabilir.
keşke okuyabilse.
ama nasıl okuyacak ki.
öyle birşey hiç olmadı.
hiç...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment